Text 25 May BİR ŞEY SÖYLEMEK İSTİYORUM!!!!!!! GÖZÜNÜZE GİRSİN

1- Toplantılara katılınacak,
2- Yıllık plan yapılacak
3- Günlük plan yapılacak
4- OGYE çalışmasına katılınacak
5-TKY çalışmalarında bulunulacak
6- Nöbet tutulacak
7- Sınıflar düzenlenip panolar hazırlanacak
8- Toplantılar hafta sonları veya ders saatleri dışında yapılacak
9- Kurumların açtığı sınavlara ucuz iş gücü olarak gidilecek,
10- Seçimlerde zorunlu olarak sandık başkanı olunacak
11- Envai çeşit tören, kutlama vb. programa katılınacak.
12- Her hafta tüm öğrenciler için ve tüm derslerde değerlendirme formları doldurulacak.
13- Kişisel dosyalar her dönem sonunda doldurulacak.
14- Öğrenci tanıma fişleri doldurulacak.
15- Portfolyo dosyalarına hiçbir çalışma getirmeyen öğrencilere çalışmalarını getirmeleri için yalvarılacak.
16- Öğretmenliği öğretmenlerden iyi bilen velilere dert anlatılacak.
17- Sosyal kulüp çalışmaları ve toplantıları yapılacak.
18- Rehberlik çalışmaları, anketleri yapılacak ve raporları tutulacak
19- Ders işlemek yerine internetteki ve kitaplardaki bilgileri bize okuyarak “bak okuyan toplumuz” imajı veren insanların zorunlu seminerlerine katılınacak.
20- Pansiyonda nöbet esnasında öğrencilerin yemek etüt, uyku, banyo, hastalık, can sıkıntısı, aileden ayrılık sendromu, koğuş ve oda düzeni durumlarına bire-bir müdahil olunacak.
21- Sınırsız sorumluluk, öğrenci takılıp düştüğünde polise ifade verilecek. Hiçbir dayanağı olmaksızın dayakçı öğretmen olmakla suçlanılacak.
22- Öğrencilere çalışma kâğıdı hazırlanacak
23- Öğrencilere yarın ne gibi etkinlikler yaptırabilirim diye düşünülecek
24- Velilerle görüşülecek
25- Teneffüslerde çocukların şikâyetleri dinlenecek
26- Panolara asılan şeyler belli aralıklarla dosyalanacak
27- Her hafta rehberlik ve sosyal etkinlikler dersi için tutanak tutulacak
28- Toplum hizmeti için zaman yaratılacak
29- 40 dk içinde yüz kere öğretmenim diyen bücürlere efendim denilecek
30- Kavga edenler ayırt edilecek, kafası gözü yarılanlara pansuman yapılacak,
31- Değerlendirme testleri hazırlanacak
32- Değerlendirme testleri evde değerlendirilecek,
33- Üstüne saldıran veliler ikna edilecek,
34- Bilgi yarışmalarına öğrenci hazırlanacak,
35- Öğrencilerin evlerine gidilip hal hatırı sorulacak,
36- Saha çalışması yapıp okula gelmeyen öğrencileri toplayacak ve okula getirecek,
37- Temizlik, spor, fotokopi, demirbaş, sabun, tuvalet kağıdı için para toplanılacak,
38- Taşımalı öğrencileri sabah servisten inerken sayıp kontrol edilecek,
39- Öğle yemeğinde listeden çağırıp sıraya koyulacak,
40- Okul çıkışı öğrenciler servislerine bindirilecek.
41- Belirli Gün ve Haftalarla ilgili program hazırlanacak,
42- Öğrencilere katılım için yalvarılacak,
43- Belirli günler ile ilgili pano hazırlanacak,
44- Panolar için yazı ve şiirler, bulunacak ya da kontrol edilecek.
45- Veliler okulda bilgilendirilip, eğitilecek
46- Kanuni hak olan sevk ve izin istenirken mahcup, hafif ve ince bir sesle rica edilecek ve sevk dersin olmadığı bir zamana denk getirilecek, hasta hasta derslere girilecek, bazı yerlerde muayene saati sevke yazdırılacak (diğer çalışanlara da mesai dışında mı sevk alın deniliyor acaba).
47- Veli toplantıları yapılacak.
48- Okul aile birliği toplantılarına katılınıp velilerin kahırları dinlenecek.
49- Her dönem ve gerektiğinde zümre toplantıları yapılıp tutanak hazırlanacak.
50- Yeni müfredat konusunda veliler bilgilendirilecek.
51- Gözlem dosyaları tutulacak
52- Etkinlik yaptırılacak(yapmayanlara bir şey yapılmayacak)
53- Sınıf başkanı, kitaplık görevlisi, temizlik başkanı seçilip görevlerini yapıp yapmadıkları günlük olarak takip edilecek.
54- Hizmetlilere ya da idareye bildirilen temizlik, tamirat ve görüşler bu kişiler tarafından dikkate alınmayacak.
55- Gelen giden evrak defteri doldurulacak
56- Laboratuar düzenlenecek, temizlenecek
57- Müdür ve müdür yardımcılarının yapmak istemedikleri görevler yapılacak
58- Çocukların elbise, saç, tırnak temizliği ile ilgilenilecek.
59- Deneyler, gözlemler, etkinlikler için hazırlık yapılacak.
60- Beslenme saatinde beslenme yaptırılacak.
61- Başarısızlığın sebebi araştırılacak.
62- Mahallede kavga edenlerin aileleri okulda dinlenecek.
63- Müdür Beye hesap verilecek.
65- Dersi boş olan, derslerine branş öğretmenleri giren (özellikle sınıf öğretmenleri) öğretmenler, ”İşlerim var şu boş sınıfa derse giriver” diyen idarecilerin derslerine girilecek.
66- Birilerine ek ders ücreti verebilmek için açılan seminer, hizmet içi eğitim vb. şeylere gerçekten ihtiyacı olup olmadığını bilmeden, sormadan zorunlu olarak ders saatleri dışında katılmak zorunda kalınacak.
67- Sorumluluğu çok yüksek olan nöbetçilikler yapılacak.
68- Son zamanlarda artık iyice raydan çıkan eğitim sisteminde öğretmenlikten çok dadılık yapılacak.
69- Müdür ve müdür yardımcılarının imalı ve iğneli sözlerine kulak asılmayacak, duymazlıktan gelinecek.
70- Spor parası toplanacak.
71- Yakacak ve ihtiyaçlar için aidat toplanacak hatta vermeleri için yalvarılacak
72- Onur kurulu ve disiplin kurulu toplantılarına katılınacak
73- Nöbet günü ve diğer günler öğrencilerin kılık kıyafet kontrolü yapılacak
74- Nöbet defterine gelmeyen öğretmen yazılacak ve sınıf defteri imzalanacak.
75- Zaman zaman öğrenci çantalarına arama yapılacak
76- Okula getirilmesi yasak olan eşyalar için tutanak tutulacak ve bu eşyalar ailelerine teslim edilecek.
77- Aidat toplanacak hatta vermeleri için yalvarılacak
78- Nöbetlerde mıntıka temizliği yaptırılacak.
79- Ünitelendirilmiş Yıllık Plan Yapılan Açıklamalar
80- İş Günü Takvimi
81- Ünite Süre Çizelgesi
82- Yıllık Çalışma Programı
83- Haftalık Ders Programı
84- Ünite Çalışma Dosyası
85- Sınıf Ders Defteri
86- Deney defteri Raporu
87- Gezi Planı
88- Öğrenci Kişisel Robşayanı
89- Öğretmen Not Defteri
90- Kitaplık ve Defteri
91- Çevre İncelemesi
92- Tebliğler Dergisi Fihristi
93- Sınıf Demirbaş Listesi
94- Ders Dışı Etkinlik Dosyası
95- Yazılı Kağıt ve Cevapları
96- Ödev Listesi-Ödevler
97- Dershane Araçları
98- Koordinasyon Kurulu Kararı
a. Cümle Listesi
b. Metin Defteri
c. Metinler
d. Kontrol Tablosu
99- ?????????????????????
100. Teneffüslerde ve öğlen aralarında çocukların sorunlarını dinleyecek, varsa anlamadıkları ya da çözemedikleri derslerin sorularını cevaplayacak.
101. Evde yazılı okuyacak, çalışma kâğıdı, performans -proje ödevi hazırlayacak.
102. Tüm bu okul işlerinden zaman kalırsa kendine, evine varsa eşine ve çocuğuna zaman ayıracak.
103. Okul idarecilerinin yapamadığı e-okul, ilsis vb. işleri yapacak
104. Sınıfını boyamak için boyacılık yapacak.
105. Okul idaresinin velilerden toplaması gerektiği paraları toplayacak.
106. Bir çocuğun burnu kanasa çocuğun başında hastanede refakatçi olacak.
107. Gerektiğinde sınıfını temizleyecek.
108 köy okullarının sobaları yakılır.
109 tuvaletler her hafta düzenli olarak temizlenir.
110. Bozulan sandalye, masa idareciye bildirilir, o ilgilenmezse hizmetliye oda benim işim değil dedikten sonra tamiri yapılır.
111. Okul önlerinde trafik kazalarını engellemek için gönüllü trafik memuru olunur,
112. Okul önlerine gelen it, çakal ve uğursuz takımı okulun huzurunu bozmasın diye okul müdürüne bildirilir, nöbetçi öğretmen değil misin ilgilen dedikten sonra çocuklarla konuşulup uzaklaştırılır.
113. Çocuğunu azarladı diye öğretmeni tehdit eden veliden korumak üzere diğer öğretmen arkadaşla mesai çıkışında durağa kadar beraber gidilir. Bir gün yanında gitmezsin velinin öğretmene saldırdığını duyarsın hastanede ziyaretine gidersin.
114. Yukarıdaki madde başından geçen öğretmenin hiç suçu olmadığı halde ceza alabilirim korkusuyla ne öğrenciye ne de veliye hiç bir şey yapamadığını duyar sinirden isyan edersin.
115. Okulun zaten olmayan eğitim öğretim araçları için çevrede çalışma yapılır,
116. On Dokuz Mayıs, Yirmi Üç Nisan, Yirmi Dokuz Ekimlere öğrenci çalıştırırsın.
117. Bayramlara öğrenci çalıştırmak için dersten bir saat erken gelirsin MEB’nın haberi bile olmaz ama bayram günü okula gelmiyorsun diye (ne demek oluyorsa) ek dersin kesilir sinirden küplere binersin.
118. Okuma bayramı düzenlersin.
119. Okul Aile Birliği çalışmalarına katılırsın.
120. Bölge zümre öğretmenler kuruluna katılırsın.
121. Sosyal etkinlikler kuruluna katılırsın bütün özel günlerin kutlamalarında çalışırsın.
122. Okulun elektrik tesisatında sorun olduğu zaman çözüm bulur tornavidayı eline alırsın.
123. Elektrikler kesilir, veli öğrenciyi almaya gelmez çocuğu evine kadar götürürsün, anneyi evde bulamaz komşuları arar sonunda bir komşuda konken partisinde bulursun. Veli çocuğu almayı unuttuğunu söyler tımarhaneye bir adım daha yaklaştığını hissedersin.
124. Öğrenci kütüklerine bilgileri girersin, aynı bilgileri e okula, öğrenci tanıtma kartına ve ruhsal dosyalara da girdiğin için öğrencinin ev adresine kadar her şeyini ezberlemiş olursun.
125. Veli toplantıları yaparsın veliler toplantıya katılmadığı gibi akşamı gelir benim çocuğun durumu nasıl öğretmen bey der anlatırsın.
126. Okul gezileri düzenlersin, piknik düzenlersin, yılsonu partisi düzenlersin, pilav gününü ayarlarsın, sonunda kendini Ahmet San zannetmeye başlarsın.
127. Önemli günler ve haftalarda okul ses düzenini ayarlarsın. İşleri ileri götürür dizüstü bilgisayarınla müzik parçalarının çalınmasını sağlar kendini dj zannedersin. Hatta daha da ileri götürüp düğünlere ton maister olarak katılırsın.
128. Okul bahçesine fidan diker sulanmasını sağlarsın.
129. Öğrenci doğum günlerini ezberler zamanı gelince kutlarsın.
130. Okul ve sınıf duvarlarını çok dikkatli kullanırsın nitekim hazırlaman gereken pano vs.ler var olan duvar büyüklüğünden fazladır.
131. Okulun tamirat tadilat işlerini ME üstlenmediği için iş başa düşmüştür eşe dosta haber salar, firmalarla görüşüp sonunda askerler ve belediye sayesinde halledilmesini sağlarsın.
132. Çalışmayan bütün okul araç gerecinden haberdar olur nasıl çalıştırılabileceği üzerine düşünürsün.
133. Tam yastığa başını koyarsın ki bugün Meltem’in babasının öldüğü haberi aklına gelir iki gözün iki çeşme ağlarsın.
134. Bir öğretmen, bir dolap ve kırk üç öğrenci küçük bir sınıfa nasıl sığar bilmecesini çözmen için tam bir yılın vardır her türlü kombinasyonu dener sonunda çözümün olmadığını fark edersin ama yapacak bir şey yoktur.
135. Öğrencinin defterine yazdırdığın ödevi veliler de bilsin diye okul kapısına da asarsın akşam tam televizyonda eğlence seyrederken telefonda kaba bir ses “Haaa ögretmen hoca çocuğun ödevi ne ola?” sorunsalıyla karşı karşıya kalırsın bir de ona ödevi anlatırsın.
136. Çocuklara verdiğin ödevleri derste kontrol edersin.
137. Ödevini yapamayan ya da yanlış yapan öğrenciyle teneffüslerde ödev yaparsın.
138. Çocuklara en güzel hikâye kitaplarını en ucuza almak için kırtasiye kırtasiye dolaşırsın.
139. Okula gelen müfettişlere takla atar sınıfının ne kadar çalışkan olduğunu anlatmaya çalışırsın.
140. Sen teneffüste öğretmenler odasında otururken sınıfa giren veli öğrenciyi alır götürür. Her yere telefon açar sonunda ne olmuş ki cevabını alırsın.
141. Öğrencilerin dersi anlayamayacağını düşünüp ek materyaller ve çalışmalar hazırlarsın.
142. Yapamayan ve bireyselleştirilmiş eğitim programına sahip öğrenciler için farklı çalışmalar yapmaya çalışırsın.
143. Okula gelen sinemanın, tiyatronun biletlerini satar bilumum satıcıların uğrak mekânı halini alırsın.
144. Çocuklarının sınıfta çekilen fotoğrafları için veli ile satıcı arasında arabulucu görevi yapar ikisi beşe olmaz mı hocam sorusuna çare aramaya çalışırsın.
145. Karnı, başı ve bilumum organları ağrıyan öğrenciler için eve telefon açar gelip çocuğu almasını istersin.
146. Beslenme saatinde öğrencilerin beslenmelerini yapmaya yardımcı olur, sütlerini açar, meyvelerini soyar, dökülenleri temizlersin.
147. Burnu akan öğrencinin burnunu temizlersin.
148. Okula yeni gelen öğrenciyle bahçeye çıkar oyunlar oynarsın.
149. Beden eğitimi derslerinde beşinci sınıf öğrencisine koşu yarışı yaparsın. Yenilirsen yaşlandığını artık kabul etmeye başlarsın.
150. Birinci sınıf öğrencileri teneffüslerde amca şu çocuk bana “dıt dıt dıt dıt dıt.” dedi der sen de ona hem nasıl söylenmesi gerektiğini, seninde bir öğretmen olduğunu anlatmaya çalışır, çocuğu rahatsız edeni bulup cezalandırırsın.
151. Öğrencilere yazılı, sunu, değerlendirme testi, konu testi, ünite değerlendirmesi hazırlamak için saatlerini harcarsın bir de bunların değerlendirilmesi vardır.
152. Deprem, yangın tatbikatı yaparsın, gerçek zannedip korkan öğrencileri sakinleştirirsin.
153. Bayramlar, önemli günler ve haftaların yapılabilmesi için okula izin dilekçesi yazar, olup bitenlerin tutanaklarını tutarsın.
154. Civcivleri doğuran, inekleri ağıldan çıkaran MEB tarafından basılıp TTKB tarafından değerlendirilen kitapların yaptığı hataları düzeltmek için raporlar hazırlar öğrenciler bunların hatalarını anlatırsın.
155. İki satır harf yazmakla sözcükleri birer kez yazmakla okuma yazma öğrenileceğini zanneden okuma yazma öğren(em)iyorum kitabıyla çocuklara okuma yazma öğretmeye çalışacaksın.
156. “tulete tittem” (tuvalete gideceğim) diyen çocuğun okuma yazma öğrenemeyeceğini daha kalemi bile tutamadığını söylediğin halde veli bu konuda ısrarlı olacak mecburen okulda tutacaksın. Ancak okuma yazma öğrenemediğinde yine sen suçlu olacaksın.
157. Kurallara uymayan bir çocuğa müdahalede bulunacaksın çocuk öğretmen beni dövdü diyecek. Soruşturmalarda derdini anlatmaya çalışmayacaksın.
158. Yurdumun daha polisinin giremediği yerlerinde askerin tek başına dolaşamayacağı dağlarında tek başına görev yapacaksın.
159. Üç yüz bin kişilik öğretmen içinde bir tanesi öğrenci dövdüğü için dayakçı öğretmenler olarak anılacaksın. Bunu kimseye anlatamayacaksın.
160. Teneffüslerde tam sohbet ortasında öğretmenler odasına gelen öğrencinin kanayan yerlerini pansuman edeceksin.
161. Okuyan öğrencilere kırmızı kurdele dağıtacaksın. Alamayanlar ağlayacak neden alamadığını anlatacaksın.
162. Yazı defteri, kitabı, resim defteri, boyaları ve bilumum malzemesi olmayan öğrenciyle ders yapmaya çalışacaksın.
163. Okulun ilk haftası okula gelen öğrencilerinden ağlayanlara kendinin sevdirmeye çalışacaksın.
164. Sınıfının daima temiz olmasını sağlayacaksın.
165. Öğrencilerin sınıfa getirebileceği malzemelerle deneyler tasarlayacaksın.
166. Malzeme getirmeyen öğrenciye farklı çalışmalar bulacaksın.
167. Sabah öğrencilerden önce okulda olup sobayı yakacaksın.
168. Karlı havalarda ayakları ıslanan ve lastik ayakkabıları içinde donma tehlikesi yaşayan öğrencilerinizin ayakkabı ve çoraplarını çıkarıp, sobanın yanında kurutup, tekrar giymelerini sağlayacaksın. (1. sınıf olunca çok daha fazla için burkularak)
169. Her teneffüs bir yerlerini inciten kanatan öğrencilerinize pansuman yapacaksın
170. Bu kadar olumsuz koşullarda işinizi en iyi şekilde yapmaya çalışırken gelen müfettişlerin duvardaki panoların neden simetrik olmadığını sorduğunda estağfurullah çekerek cevap vermek.
171. Aslında idarenin yapması gereken 4-8. sınıfa kadar öğrenci notları, aldıkları belgeler elektronik ortama aktarılacak,
172. Bir dönemde kaç kitap okuduğu e-okula yazılacak,
173. Bilgisayar kullanmasını bilmeyen müdür yardımcılarına derse girmeyip yardım edilecek,
174. Okul çıkışlarında etüt yapılacak,
175. Hafta sonu kursa girilecek,
176. Her dönemin başında ve sonunda zümre öğretmenler tarafından müfredatı değerlendirme raporu yazılacak ama bu raporlar bir tek Allahın kulu tarafından adam gibi okunmayacak, öğretmenler müfredatla ilgili aynı sıkıntıları yaşamaya devam edecek..

Text 9 May Ömer Dinçer’e bir öğretmenden mektup var…

SEVDAMIZI BİTİRDİNİZ SAYIN BAKANIM

Öğretmenlik mesleği bir sevdadır.. Peygamber mesleğidir… Öğretmen öğretici ve yol göstericidir… Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER’e bir öğretmenimizin yazmış olduğu mektubu yorumsuz yayınlıyoruz…

SAYIN BAKANIM ; 
Varlıkları bir arada tutan, kaynaştıran, benliği ortadan kaldırıp biz duygusunu yerleştiren sihirli kavram sevgidir. Fedakârlığın zirvesi, sevgi. İsar dediğimiz, arkadaşını kendine tercih etme düşüncesini, imar eden şey sevgi. Allah’ın Rasülüne hitap ettiği habibim yine sevgiden müteşekkil. İdealist insanların hayat pınarı da sevgidir.

Anne, evladını sever, onun her şeyine katlanır. Öğrenci, dersini, öğretmenini severse, ona ulaşmak için oyununu, eğlencesini, uykusunu feda eder. Öğrencisini seven öğretmen, her türlü zorluğa katlanarak kendisini yakar ama, gülünü yetiştirir. Sevgiden yoksun olarak yapılacak hiçbir eğitim-öğretim faaliyeti başarılı olamaz. Dünyanın en iyi eğitim-öğretim sistemini getirip onu en modern araçve gereçlerle donatsanız, öğrenci-öğretmen arsındaki sevgiyi teşekkül ettirmedikten sonra, yapılan çalışmalar vitrin oluşturmaktan başka bir şey ifade etmez.

Peygamber Efendimiz, birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş sayılmazsınız diyerek, sevgiyi imanın bir parçası olarak görmüştür. Bunun içindir ki O, 23 yıllık kısa bir sürede, cehalet toplumunu, saadet toplumuna sevgi ve merhametle dönüştürmüştür. Felsefenin temelini atan filozofların, bilimin temel taşlarını oluşturan bilim adamlarının başarılarının temelinde kaliteli araç ve gereçler yoktu, fakat onların çalışma sevdaları vardı. O halde eğitim-öğretimde öncü kuvvet sevgi, destek kuvvet ise modern araç ve gereçlerdir.

İşletme alanında başarılı bir akademik kariyere sahip olan Sayın Milli Eğitim Bakanımız, eğitim-öğretim mensuplarını karşınıza almak suretiyle öğretmenin, öğretme sevgisini yok ederek başladınız işe.

Görevinizi arkanıza hiç bakmadan başladığınız gibi devam ettiriyorsunuz. Yaptığınız güzel faaliyetler de, hatalarınıza kurban gidiyor. Sayın Bakanım, siz bir bakansınız ve aynı zamanda milletvekilisiniz, desteğinizi halktan alır, halka hesap verirsiniz. Vekillik yönünüzü unutup, bürokrat edasıyla hareket ettiniz. Bir bürokrat gibi, velimi, kimseye ezdirmem diyerek öğretmen ve idarecileri azarladınız, dengeyi kuramadınız. Son zamanlarda giderek artan öğretmene şiddet karşısında istifinizi dahi bozmadınız. Doktorlara karşı yapılan şiddet karşısında sağlık Bakanımız, Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Onu bile örnek almadınız.

Sayın Bakanım, teorik olarak eğitim üzerinde çalışıyorsunuzdur, ama eğitimin pratiğini hiç yapmadınız. Tatmayan bilmez, sözü gereğince, öğretmenliği tatmadığınız için, öğretmen az çalışıyor diyerek öğretmenin halini anlamadınız. 50-60 kişilik sınıfta ders anlatan bir öğretmenin, 6 saatlik bir ders sonunda sesinin ve soluğunun kesilerek bitkin düştüğünü hiç görmediniz ve yaşamadınız.

Sayın Bakanım, Akademik kariyeriniz işletme olduğu için eğitim meselesine işletme mantığıyla yaklaştınız. Derdim maaşımızın az olduğunu ifade etmek değildir. Başarıyı yakalayalım, maaşınız yükselir diyerek öğretmeni tüccara ve işletmeciye benzettiniz. Bu ifadenin şu ifadelerden ne farkı var. Kaliteli üret, zaten sonunda kazanırsın veya iyi ürün satarsan sonunda hep kazanırsın. Sayın Bakanım, sizin sözünü ettiğiniz başarı, öğretmen-öğrenci-veli arasındaki sevginin tesis edilmesiyle yakalanmaz mı? Eğer okullarda sevgi varsa niçin veliler ve öğrenciler tarafından, öğretmen darp etme olayları artsın ki? Bizler sadece medyaya yansıyanları duyuyoruz. Bunların dışında, idareciler tarafından aman başımıza bir şey gelmesin, aman soruşturma açılmasın diyerek kapatılan birçok olay vardır. Siz söylemlerinizle öğretmen ve idarecileri sindirdiniz. Mağdur olan, yaralanan öğretmenin derdini anlatmasına adeta engel oldunuz.

Sayın Bakanım, sizi ekranlarda çok görüyoruz, ama gülümsemek suretiyle bir sadaka verdiğinizi bir defa olsun görmedim. Öğretmenlerin başöğretmeni olarak bu konuda da öğretmene örnek olamadınız.

Her meslekte olduğu gibi elbette öğretmenlerin de kendini yenileme ve kalite sorunu vardır. Fakat bu sorunu ifade ederken kullandığınız dil, çok incitici oldu. Kamuoyunda öğretmenler cahil, onların yeniden okuması gerekir izlenimi uyandı. Bu anlayış veli üzerinde öğretmene karşı iyi bir etki bırakır mı? Veli demez mi, meğer biz çocuklarımızı üniversite bitirseler de cahillere teslim ediyormuşuz. Öğretmenin kalitesini nasıl artıracaksınız? Açacağınız, hizmet içi eğitim kurslarıyla mı kaliteyi artıracaksınız. Bunlar yıllarca yapılıyor, değişen bir şey yok. Üniversiteler devreye sokulmadıktan sonra, müfettişler veya formatör öğretmenler tarafından verilecek kurslar, bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur sözünden öteye geçemez.

İddia ediyorum ki, üniversite mezunları içinde en fazla yüksek lisans ve doktora yapanlar öğretmenlerdir. Marifet, iltifata tabidir. Fakat, Milli Eğitim Bakanlığında akademik kariyer yapan öğretmene maddi - manevi itibar yok. Yaptığınız bir sınav sonucunda 60 veya 70 puan alan öğretmeni, uzman öğretmen yaptınız. Fakat 2-3 yıl emek vererek yüksek lisans yapan öğretmenin ek dersindeki % 25?lik; doktora yaparak akademisyen olmuş öğretmenin ek dersindeki % 40lık fazlalığı kestiniz. Öğretmenin kendini yenilemesiyle ilgili acizane kanaatim şudur. Talim Terbiye Kurulu, her branş için kaynak eserler tespit etmeli, okunan her eser sonunda, sınav yapılmalı. Tabi ki bu okuma işine Bakanımızın maliyeci, işletmeci bürokratları da dahil edilmeli ki, adalet sağlansın. Sınav sonucunda öğretmenin de bürokratın da kalitesi ortaya çıkar. Her halde Bakanımız öğretmeninin kaliteli olmasını istediği gibi, bürokratının da kaliteli olmasını ister.

Burada anlattıklarımdan hareketle iki şeyin yanlış anlaşılmasından korkuyorum.

1. Öğretmenler yapılan yenilikten rahatsız oluyor anlayışı.
2. Öğretmenler para derdine düştü anlayışı.

Yeniliğe karşı olmamız mümkün değildir. Bizim karşı olduğumuz getirilen yenilik değildir. Yenilik yapıyorum derken öğretmenin rencide edilmesi, ihmal edilmesidir. Eğitimde temel iki unsur, öğrenci ve öğretmen değil mi? Bu iki unsur, birbirini sevmedikten sonra hiçbir yeni sistem başarı getirmez. Sistemin uygulayıcısı öğretmen ihmal edilirse, sistemi kim uygulayacak? Öğretmen, yok edilen sevdasını derse katmadan nasıl verimli ders olacak?

Sevginin ve inancın mekanı kalptir. Sayın Bakanım siz bu kalpleri kırdınız , öğretmenin gölündeki sevgiyi yıktınız, idealizmini bitirdiniz, ama hala arkanıza bile bakmıyor bu sese kulak vermiyorsunuz.

Sayın Bakanım, öğretmen-bakan arasındaki ilişki, öğrenci öğretmen arasındaki ilişkiye benzer. Öğrenci inat etse de, öğretmen onu kazanmak zorundadır. Sayın bakanım, öğretmenlerle aranızda hep inatlaşma var. Sizin öğrencileriniz olan öğretmenlere karşı hep inatla yaklaşıyorsunuz. Çeşitli kanallarda, ben öğretmenden proje beklerken, öğretmen benden maaş istiyor diyorsunuz. Bu sözünüzde bile inatlaşma var. Eğer öğretmenden proje istiyorsanız, bunu talep etmeniz çok kolaydır. Siz, 700 bin eğitim ve öğretim kadrosunu yok sayarak maliyeci ve işletmecileri atadınız. Demek ki öğretmenin, o bürokratların yaptığını yapamayacağını düşünüyorsunuz. Korkarım ki sağlık, adalet vb. bakanlıklar, bakanlığımızı bu konuda örnek almazlar.

Sayın Bakanım, öğretmeni veli ve öğrenci değerlendirecek diyorsunuz.

O halde Başöğretmenimiz olan bakanımızı da öğretmenler, yapılacak anketlerle değerlendirse daha da adaletli olmaz mı? Beni seçimde halkım değerlendirecek deme kolaylığını seçmeyin.

Seçimde başbakanlar değerlendirilir.

Sayın Bakanım, biraz adalet, insaf, vurdum duymazlık değil duyarlılık istiyoruz. Bu inatlaşmadan kimse kazançlı çıkmaz. Başbakanımızın kazandırdıklarını, siz siyasi olarak da götürüyorsunuz. Fıtratınızda gülme ve sevme duyguları olmayabilir, fakat iktidara ve Başbakanımıza karşı olan millet teveccühünü ve sevgisini de bitirmeyin lütfen.





Eyüp Gür

Photo 4 May Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni…..ressama sordu:…….Güzel bir tablo doğrusu,ama anlamını bir türlü kavrayamadım’…..dedi….…’Adamın vurduğu kapı hiç açılmıcak mı?……ona kapı kolu çizmeyi unutmussunuz da…’……Ressam gülümsedi.‘Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki…dedi ve tablosunun anlamını açıkladı…….’Bu kapı,insanın kalbini simgeliyor…….Ancak içeriden açılabildiği için ……dışarıda kol olması gerekmiyor… O kapı size içeriden açılmamıssa……GİREMEZSİNİZ…!!!!

Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni…..ressama sordu:…….Güzel bir tablo doğrusu,ama anlamını bir türlü kavrayamadım’…..dedi….…’Adamın vurduğu kapı hiç açılmıcak mı?……ona kapı kolu çizmeyi unutmussunuz da…’……Ressam gülümsedi.
‘Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki…dedi ve tablosunun anlamını açıkladı…….’Bu kapı,insanın kalbini simgeliyor…….Ancak içeriden açılabildiği için ……dışarıda kol olması gerekmiyor… O kapı size içeriden açılmamıssa……GİREMEZSİNİZ…!!!!

Text 3 May 1 note

‎”Allah’ım,kanatlanmaya kalktıkça düşüşümden şikâyet etmeyeceğim artık sana. Ama tek bir kelime ver bana. Öyle bir kelime ki onunla bütün mânâları konuşmak mümkün olsun. Ya da tek bir harf,tek bir cümle. Çok şey istiyorum biliyorum. Zan sahipleri,bir harfin,bir cümlenin peşinde zannediyor beni! Ama Sen biliyorsun.”

Text 29 Apr 1 note Ey Torunlar…

Ey torunlar
Bize sordunuz mu biz kimleriz?
Alevi, Sünni,
Kürt, Türk,
Kardeşçe yatan elleriz. 

Sanmayın ki yeryuzunde kalanlarımız düşman olacak, 
Sanmayın ki bu vatan için ölen bizler ayrı ayrı 
Toprak olacak,
Bizler bu topraklar için şimdi burdayız,
Sanmayın ki birer faniyiz,
Acıdayız kordayız,
Sizler böyle davrandıkça 
Bizler burda zordayız, 
Kavga devam ederse 
Bir gün yine ordayız,
Bir gün sizde gelip buradan bir görseniz 
Ülkeyi dört bir koldan sevgiyle örtseniz 
Bizler işte o zaman huzur ile uyuruz.

Bunları her kesim ile paylaşır dururum 
Şarapneller patlarken gözlerimin önünde 
Ayrım yoktur ülkemin yarınında dününde 
Vatan için seve seve canımızı verdikte 
Kahrolan yine biziz halimizi gördükçe 
Sanmayın ki rahat uyuruz bu kavgalar sürdükçe,

İstemem mezarda ne bir anıt ne bir taş 
Sizler birlikte olun vatan için hemi kardeş 
Neden böyle ağlarız bilirmisiniz mezarda 
Sizleri böyle gördükçe yaralarımız azarda 
Yine destanlar yazarız yattığımız mezarda 

Alevi Sunni nedir 
Nereden çıktı bu kavga 
Sevmesini bilseniz inan biter bu dava 
Vatanıma zarardır puslu ürkek bu hava 

Bizler yine birliğiz 
Barışta hem savaşta 
Kopartmak istiyorlar sizi bu yarışta 

Kürt Türk 
Alevi Sunni 
Bu ütopyada bu mezarlar seçilmez 
Birlik olup haykırdık 
Bütün dünya duysun diye 

Cesetlerimiz geçilir de 
Çanakkale geçilmez 
Bizler birlikte öldük 
Sizler neden kavgada 

O gün birlik tohumları ektik 
Bu gün neden biçilmez 

Sizler Birlik oldukça 
Çanakkale’ler değil 
Edirne’den Ardahan’a 
Ülkemin bir karış toprağı geçilmez..!

Photo 29 Apr ATATÜRK’E DİNSİZ DİYEN YOBAZ ZİHNİYETE İTHAFEN 
ATATÜRK’e dinsiz yakıştırması yapanlara; Atatürk, 1930 yılında Fevzi Çakmak’la birlikte trenle yurt gezisine çıkar.Kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken bir milletvekili içeri girip, Atatürk’ün kulağına bir şeyler söyler. Atatürk’ün kaşları çatılır, Fevzi Paşa’ya dönerek, “Paşam, lütfen beni takip ediniz, arkadaşlar bir haber getirdi, inceleyelim.” der. Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, mareşale dönerek şöyle der: “Paşam, bu adamın (gammazcıyı işaret ediyor) biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettim.” Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönem milletvekili seçilmesini de engeller.Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı aylık Diyanet dergisinin nisan sayısı 2008

ATATÜRK’E DİNSİZ DİYEN YOBAZ ZİHNİYETE İTHAFEN 

ATATÜRK’e dinsiz yakıştırması yapanlara; Atatürk, 1930 yılında Fevzi Çakmak’la birlikte trenle yurt gezisine çıkar.Kompartımanında ülke sorunlarını konuşurlarken bir milletvekili içeri girip, Atatürk’ün kulağına bir şeyler söyler. Atatürk’ün kaşları çatılır, Fevzi Paşa’ya dönerek, “Paşam, lütfen beni takip ediniz, arkadaşlar bir haber getirdi, inceleyelim.” der. Hep birlikte diğer vagona geçtiklerinde yüksek rütbeli bir subayın kanepe üzerinde namaz kıldığını görürler. Atatürk, mareşale dönerek şöyle der: “Paşam, bu adamın (gammazcıyı işaret ediyor) biraz evvel kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam muhafız kıtasına mensup yüksek rütbeli bir subayın namaz kıldığını gammazladı. Bu adam namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettim.” Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indirir ve gelecek dönem milletvekili seçilmesini de engeller.

Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı aylık Diyanet dergisinin nisan sayısı 2008

Text 25 Apr YETMİYOR…

Yetmiyor… Döktüğüm yaşla kaybolmuyor, ettiğim feryatla tükenmiyormusun… Ne gün geçiyor, ne saat atıyor mapushanedekilerden beter. Kan damlıyor penceremden, bereketinden bahsedilen yağmurdan ziyade… Unutulmuşluğun kurum bağlamış, zehre hüküm giyinmiş, hesabı karıştırmış tutsaklığında ben hala sana deliriyorum. Konuştuğum ve söylediğim birbirini tutmuyor, üşüdüğümle giyindiğim denk gelmiyor birbirine, ben hala sana üşüyor ben hala sana birikiyorum. Dengesizliğimin eksik kaldığı cümlelere, seni ekleyip yine kendimi çıkarıyorum. Ben hala sana eksiliyor ben hala sana tamamlanıyorum. Eskiyen seni seviyorumların var kulağımın ilişiğinde, yazık ediyorum onlara kulağıma küpe olan ‘unut ‘ kelimeleriyle. Ben hala seni dinliyor ve hala seni  küpe ediyorum kulağıma. Gel demeye güçsüzleşirken fütursuzca, git demeyi ezberletiyorum kendime. Ben hala sana uyuyor, ben hala sana uyanıyor ve ben hala sana susuyorum… Yetmiyor… Dodiko

Text 23 Apr Annem… Senin Küçük Kızın Hala Sana Muhtaç…

Anne kocaman oldum bak Acılarım büyüdü,dertlerim büyüdü, Hedeflerim,çıkmazlarım büyüdü Hiçte güzel değilmiş büyümek. Kimler kırdı kalbimi,kimler üzdü Başa dönebilsem keşke, Sana emeklesem sadece Yeniden büyüt beni anne Gözyaşlarım daha fazla süzülmesin yanaklarımdan Kalbim daha fazla kırılmasın Gel en başa dönelim de,beni hiç doğurma anne Sen tek bir gözyasima kıyamazken Eller canıma göz dikmiş Yolumu kaybetmiş sana sesleniyorum, Ben büyüdüm mü anne? Senin küçük kızın hala sana muhtaç … Ezgi Kemer …

Text 23 Apr Güçlü Kadınlar Vardır…

Güçlü kadınlar vardır her işlerini kendileri halletmeye çalışan.. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler dik durmayı da güçlüdürler çünkü…

Âşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp durduktan sonra akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan o her neredeyse onun olduğu yere giderler.

Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan yansıtmazlar çünkü. Para var mı işyerinde sıkıntı mı oldu birine canı mı sıkıldı hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın. Sonra da bir bakarlar ki bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Ezkaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar bu sefer de sorunlu kadın kaprisli kadın tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar! Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber. Sonra bir dosttan eşten ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış. Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.

Mesela fatura filan yatıramazlar anlamazlar çünkü. Nereden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar bütün gün spor salonları kuaför o mağaza bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde bugün nereye yemeğe gidelim diye sorarlar. En kötü ihtimal dışarıdan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler ama bu erkeğin hoşuna gider çünkü kadın ona muhtaçtır söylenmeyen güçlü kadının aksine hiçbir şeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler kıskançlık krizlerini de severler Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur. Koruyup kollanmalıdır her an o!.

Zayıf kadınlar hiç çökmez buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır. Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar.

Photo 12 Apr ehehe sonum !

ehehe sonum !


Design crafted by Prashanth Kamalakanthan. Powered by Tumblr.